Oruç tutmadan önce mutlaka hekime danışılmalı!

Psikiyatri hastalarının oruç tutup tutamamalarının hastalığın şiddeti, kronik olup olmaması ve kullandığı ilaçların özellikleriyle ilişkili olduğunu belirten uzmanlar, oruç tutmak isteyenlerin öncesinde mutlaka hekimleriyle görüşmelerini tavsiye ediyor. Uzmanlar, ilaçların alım saatlerinin sabah akşam olan düzeninin sahur ve iftar olarak düzenlenmesinin ve ilaçların aksatılmamasının önemini vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, yaklaşan Ramazan ayında psikiyatrik hastalıklar ve tedavi süreçlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

 

Her hastalık kendi içinde değerlendirilmelidir

 

İnanan kişiler için oruç tutmanın manevi ve biyolojik yararlarının oldukça fazla olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Psikiyatri hastalarının oruç tutup tutamamaları hastalığın şiddeti, kronik olup olmaması ve kullandığı ilaçların özellikleriyle ilişkilidir. Bu faktörlerin yanı sıra kişinin kalp hastalığı, hipertansiyon, epilepsi ve diyabet gibi kronik hastalığının olup olmamasına da dikkat edilmelidir.” dedi.

 

Mutlaka hekime danışılmalıdır

 

Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Psikiyatrik hastalığı olan bireylerin oruç tutması uygun değildir gibi genel bir cümle kurulamaz. Her hastalığı ve hastayı kendi içinde değerlendirmek gereklidir. Tıpta hastalık yoktur, hasta vardır kuralı her zaman olduğu gibi oruç tutulup tutulamayacağı durumunu karar verirken de geçerlidir.” dedi.

 

Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, her hastanın kendi hekimine danışmasının önemini vurgulayarak ruhsal hastalıklara ilişkin genel bir bilgi verdi:

 

İlaçları aksatmamak önemlidir

 

Hafif ve orta düzey ruhsal sorunlar: Hafif ve orta düzey ruhsal sorunları olan bireyler, sağlık durumları, ilaç etkileşimleri hekim ile değerlendirilerek, sağlıklarını tehlikeye atacak bir risk söz konusu değil ise oruç tutabilirler. İnanan bu bireyler için oruç tutmak kendilerini daha iyi hissetmelerine de neden olabilir. Ancak yine bu karar hekim ile birlikte verilmelidir. İlaçlarının alım saatlerini sabah akşam olan düzeni sahur ve iftar olarak düzenlemek ve ilaçları aksatmamak önemlidir.

 

Depresyon hastaları dikkat!

 

Oruç tutmanın manevi yönü, oruç tutmaya çok istekli olan bireylerde olumlu duygular yaşanmasına, değersizlik duygularını azaltıp kendilerini daha iyi hissetmelerine neden olabileceği gibi depresyona bağlı olarak enerjisi, iştahı azalan hastanın beslenme sorunları, uyku problemleri gibi sorunlarının artmasına da neden olabilir. Depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların ağız kuruluğu gibi yan etkilerinden dolayı oruç tutmak hastanın ilaca uyumunu bozabilir. Bu nedenle depresyon hastalarının mutlaka hekimleri ile birlikte karar vermeleri ve ilaçlarını kendi kafalarına göre kesmemeleri gerekir.

 

Olumlu manevi duygular yanında kan şekerinin düşmesi, kişilerin daha gergin ve sinirli olmalarına neden olarak dürtü kontrolü olan hastalar için ve kaygı bozukluğu yaşayanlar için daha sıkıntılı bir duruma neden olabilir.

 

Şizofreni: Dinen şizofreni hastaların oruç tutma yükümlülüğü yoktur. Bu hastalar iyi oldukları dönemde oruç tutmak istiyorlarsa ve bu konuda ısrar ediyorlarsa ailenin bu konuda dikkatli olması, ilaçlarının aksatılmaması ve özellikle uyku düzenlerinin korunmaya çalışılması gereklidir.

 

Bipolar bozuklukta su tüketimi çok önemli

 

Bipolar bozukluk: Bipolar bozukluğa sahip bireylerin tedavilerinde kullanılan Lityum Tuzu, beraberinde bol su tüketimini gerektirir. Hastaların bu ilacı düzenli kullanmaları gerekmektedir. Bu ilacı kullanıp sıvı alımını sınırlandırmak ise böbreklere ciddi hasar verebilir. Sadece böbrek sorunları değil, lityumun kandaki oranının yükselmesi de yine ciddi zehirlenmelere neden olabilir.

 

Uyku düzenine dikkat edilmeli

 

Bipolar bozukluk hastaları için oruç tutmanın olası olumsuz etkilerinden biri de uyku konusunda olacaktır. Sahura kalkmak, yemek yiyip yatmak, sabah tekrar uyanmak demek, düzensiz uyku demektir ve bu, söz konusu hasta grubu için kaçınılması gereken bir durumdur. Bipolar bozuklukta duygudurumun kontrol altında tutulması ve sabit bir duygusal çizginin yakalanması için düzenli ilaç kullanımının yanı sıra düzenli uyku da şarttır.

 

Bipolar bozukluk hastalarında oruç sırasında bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta kişinin kendisini iyi hissetmesi ile başlayan hipomanik atak durumudur. Bu hastalarda maneviyatın verdiği kendini iyi hissetme durumu ile karıştırılmamalı ve doktora başvurma geciktirilmemelidir.

 

Oruç tutma kararı doktorla değerlendirilmeli

 

Bipolar hastaları oruç tutamaz demek uygun değildir. Bu nedenle hastaların kendilerini, tanıyan tedaviyi düzenleyen doktor ile birlikte oruç tutup tutmama kararını vermeleri kesinlikle zorunludur.

 

Bağımlılık: Ramazan ayı zarar verici biçimde kullanılan alkol, keyif verici maddeler, vb. alışkanlıklara ara verilmesi, böylece biyolojik yapının, psikolojinin, hatta çevreyle ilişkilerin düzelmesi için bir vesile olarak değerlendirilebilirken, aynı zamanda bu alışkanlıkların ortadan kalkmasının yarattığı yoksunluk belirtilerinin öne çıkmasıyla tam tersine huzursuz ve sağlıksız bir döneme dönüşebilir. İleri derecede bağımlı bireylerin doktor kontrolü ile oruç tutup tutmamaya karar vermeleri önerilir.

 

Demans hastaları ve yaşlılık: Demans hastalarının da oruç tutmaları hastalığın etkilerini olumsuz yönde arttırabilir. Hastalığın ileri seviyelerinde zaten kişinin bilişsel işlevleri zayıflamıştır. Ancak, hastalığın ilk aşamalarında da hastalığın seyrini kontrol altında tutmak adına kullanılan ilaçların günün belirlenen saatlerinde alınması gerekir.

 

İlaçların yan etkisi kişiye göre değişebilir

 

Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, oruç tutulmasının psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkilerini ne şekilde etkileyeceğinin de merak edildiğini belirterek “Bu sorunun cevabı yine mevcut sağlık durumunuz ve kullandığınız ilacın etken maddesine ve dozuna bağlı olarak değişir. Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar kişinin metabolizma hızı, kilosu, karaciğer fonksiyonları, böbrek fonksiyonları, glisemik durumu vb gibi birçok kişisel ve tıbbi duruma bağlı olarak farklı düzeylerde ve çeşitlilikte yan etkilere neden olabilmektedir. Bu nedenle bu ve diğer tüm faktörler göz önünde bulundurularak hekim ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.” diye konuştu.

 

Oruç tutmadığım için yaşadığım olumsuz duygular ile nasıl baş edeceğim?

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, oruç tutamayacağı için olumsuz duygular yaşayabilecek kişilere de şu tavsiyelerde bulundu:

 

“İslam dinine göre gebelik, yolculuk, kişinin sağlığını olumsuz yönde etkileyecek hastalık gibi durumlarda oruç farz değildir. Burada önemli olan kişinin sağlığının bozulmaması, yaşamının tehlikeye girmemesidir. Hekimlerin hastalarını oruç tutma durumu konusunda değerlendirmeleri ve bilgilendirmeleri oldukça önemlidir. Oruç tutması tıbbi olarak uygun olmayan bireyler, manevi olarak hissettikleri eksiklik veya suçluluk gibi duyguları öncelikle hekimlerinden aldıkları bilgiler doğrultusunda farkındalık kazanarak, daha sonra da Ramazan ayının sadece oruç tutup açlık dürtüsünü kontrol etmekten ibaret olmadığını bilerek ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmak gibi faliyetlere yönelmeli, duygu ve düşüncelerini paylaşmaları konusunda desteklenmelidir. Sağlık ve huzur dolu bir ramazan ayı geçirmenizi dilerim.”

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.